
Seul'ün Kalbinde Mimari Provokasyon: 1802 Metrekarelik 'Sessiz Monolit' Hapjeong Artplex Mühendislik Sınırlarını Zorluyor!
Seul’un kuzeybatısındaki kültürel ve ticari aksların en dinamik kesişim noktası olan Mapo-gu, 2024 yılı itibarıyla mühendislik ve mimarinin sınırlarını zorlayan yeni bir fütüristik ikona ev sahipliği yapıyor: Hapjeong Artplex. 24 Haziran 2026 tarihinde dünya mimarlık literatüründeki yerini alan bu 1802 m²’lik karma kullanım tesisi; Hongdae, Sangsu ve Mangwon bölgelerinin tam merkezinde, UNStudio imzalı ünlü YG Entertainment genel merkezinin yanı başında, kentsel dokuya meydan okuyan "sessiz bir monolit" olarak yükseliyor.
NOTNOT Architects’ten Baş Mimar Hojung An liderliğindeki tasarım ekibi (Seungkyu Jung, Junghae Kim), Seul’un geleneksel ticari mimari klişelerini ve cephe gürültüsünü reddederek radikal bir tipoloji ortaya koydu. Yapısal tasarımında Sen Engineering Group imzası bulunan projenin mekanik, elektrik ve tesisat (MEP) süreçleri GM Engineering tarafından yürütülürken, genel yükleniciliği ise Giro Construction üstlendi. Proje, sadece bir bina değil, düşey sirkülasyonun mekanla bütünleştiği çok katmanlı bir platform olarak kurgulandı.

Hapjeong Artplex’in mühendislik açısından en çarpıcı özelliği, binanın üçüncü katından itibaren formda uygulanan 3 derecelik hassas eğimdir (tilt). Çevredeki ortogonal (dik açılı) yapılaşmanın ortasında hafif bir gerilim yaratan bu geometrik manevra, imar yönetmeliklerinin getirdiği kısıtlamaları estetik bir avantaja dönüştürüyor. Yapının dış kabuğunda kullanılan ısıl şekillendirilmiş (thermoformed) kavisli yarı saydam beyaz yapay taş paneller, cam, çelik ve betonun kusursuz uyumuyla birleşerek ışığı mat bir opaklıkla dağıtıyor ve günün her saatinde değişken bir ışık-gölge gradyanı sunuyor.
Fonksiyonel dağılımda ise her kat, kentsel yaşamın farklı bir katmanına hitap edecek şekilde optimize edildi. Yer altındaki B2 katı bağımsız bir sinemaya ev sahipliği yaparken, B1 katı bir kafe olarak tasarlandı. Sokak kotundan aşağı inen batık (sunken) dış merdivenler ve basamaklı oturma alanları, kentsel hareketi yer altı çekirdeğine aktaran bir geçiş havzası görevi görüyor. Zemin (1. kat) ve ikinci katlar üst düzey bir konsept mağaza olarak işlev görürken; üçüncü, dördüncü ve beşinci katlar (3-5. katlar) sanat galerilerine ayrıldı. Binanın en üst noktasındaki açık teras ise tüm şehir silüetine panoramik bir bakış sunuyor.
Mimaride "boşluk" (void) kavramını yeniden tanımlayan projede, ikinci katın cam cephesi katı kütleyi ikiye bölerek görsel ağırlığı dengeliyor. İç mekandaki diagonal kesikler ve katlar arası geçişi sağlayan basamaklı platformlar, sirkülasyonu basit bir düşey hareketten çıkarıp aktif bir deneyim sekansına dönüştürüyor. FILOBE markasının teknolojik çözümleriyle desteklenen yapıda, görsel eksenlerin ve hareketin kesiştiği mekansal dikişler, kullanıcı deneyimini derinleştirerek kolektif bir bellek yaratıyor.
#Mimarlık #KentselDönüşüm #MegaProjeler
Kaynak: Habere Git