
Ülkede Yeni Bir Kentsel Tasarım Dönemi Başlatılmalıdır
Kentsel yaşamın canlanması, bireyin evinden ve işinden çıkıp kamusal mekana katılmasını, bireysel etkinliklerinin artmasını ve sosyalleşmesini sağlar. En önemli yarar, insanın ruhsal ve bedensel sağlığının güçlenmesi ve sosyal iletişimin artmasıdır. Açıkçası ilk çıktı, hem bireysel hem de toplumsal düzeydedir. Aynı zamanda ve aynı ağırlıkta olan, “yer” in morfolojik değeridir. Yer’i değerli kılan ülkemizin tüm kentlerinde bulunan Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürel mirası olduğu gibi, özgün coğrafyası, topoğrafyası ve doğasıdır. Bu kentsel canlanmayı sağlayacak en önemli adım, kentsel tasarımın yapılması ve uygulanmasıdır. Bu önemli tezi güçlendirmek üzere, ülkemizin bazı yörelerinden ve dünyadan bazı örnekler vermek gerekir.
İlk örnek, uzun yıllar yaşanılan İzmir’de gerçekleşen İzmir Deniz Projesine dairdir. 2014 yılında, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Prof. Dr. İlhan Tekeli koordinatörlüğünde, Mavişehir’den İnciraltı’na kadar olan sahil bölgesinin kentsel tasarımının yapılması ve kente katılması için İzmir Deniz Projesini başlattı. Tarihçiler, sosyologlar, kent plancıları ve mimarlar konu hakkında yaptıkları araştırmalar sonucunda belli başlı tasarım ilkeleri oluşturdular ve bu ilkeler halkın katılımıyla yapılan forumlarda tartışıldı ve son halini aldı. Daha sonra seçilen her bir proje bölgesi için bir mimar koordinatör ve tasarım ekibi oluşturuldu. Bu ekibin uygulama ölçeğinde hazırladığı kentsel tasarım projeleri belediye tarafından uygulandı. Sonuç olarak, bu bölgelerde çok büyük bir canlılık görüldüğü gibi kara ile denizin arasına giren yoğun otoyol bariyeri de kaldırıldı ve insanların denize kavuşmaları sağlandı.
İzmir’in bu konuda kent bilinci yüksek bir kent olduğunun kanıtlarından biri de 2001 yılında açtığı uluslararası bir kentsel tasarım yarışması oldu. “Liman Arkası” isimli yarışma, mevcut liman ile Alaybey arasındaki 550 hektarlık alanı kapsıyor ve yeni kent merkezini inşa etmeyi hedefliyordu. Buradaki büyük yenilik, kent planından önce kentsel tasarım projesinin yapılması ve imar planının bu şekilde şekillenmesiydi. Yarışmaya 35 ülkeden 354 başvuru yapıldı, 140 proje teslim edildi. Jüri başkanı Prof. Dr. Doğan Kuban, yarışmanın değerlendirme yazısında, liman ve liman arkasıyla ilgili olarak şu görüşleri dile getirdi:
“Büyük potansiyeli olan eski sanayi yapılarının restore edilip, yenilenip yeni kültür hizmetlerine tahsisi ve çevrelerinde yine metropoliten alana hizmet verecek bir kültür merkezi yaratmak… Kırk yıldan bu yana kaldırılması öngörülen yük limanı alanında, kentin geleceği işlevsel ve simgesel rolü olan eğlence, dinlenme ve turizm etkinliği örgütlemek, büyük bir uluslararası toplantı merkezi tasarlamak, 100.000 m2 bir alışveriş merkezi için yer sağlamak…”
İzmir’den sonra, 10 yıldır yaşanılan, Unesco aday listesinde yer alan Ayvalık kenti, kentsel tasarıma en çok muhtaç olan kentlerden biridir. Tarihi merkezi büyük ölçüde korunmuş olan bu kentin tarihi 15. yüzyılda başlamış, 19. ve 20. yüzyılın başlarında trajik olaylara sahne olmuştur. Nitelikli kamusal mekanları olmayan kentte, insanların denizle olan ilişkileri çok sınırlıdır. 1950’li yıllarda, deniz kıyısında yapılan Atatürk Bulvarı, kent ile kentin kıyısını tamamıyla izole etmiştir. Bu uygulamanın temeli 1948 1. Kent Planı’dır. 2018 yılında, deniz kıyısındaki kültürel miras kapsamında bir üretim tesisinin belediye tarafından bir “Yaşam Merkezi” olarak restore edilmesi planlandı. Müzeler, sanat merkezleri, atölyeler, açık konser alanları yapılması beklenirken ortaya bir alışveriş merkezi çıktı. Niteliksiz kamusal mekanlara sahip AVM’nin deniz kıyısı tasarlanmadığı için insanların kullanımı da çok sınırlı oldu. 2024 yılında, 1997 yılında yapılan yat limanı yenilendi ve ön planına modern bir çarşı eklendi. Bir sur duvarı gibi yapılan çarşı, kentlinin denizle olan ilişkilerini ortadan kaldırdı. 2026 yılında, Belediye mülkündeki Çekek yerinin, tüm sivil toplum örgütlerinin karşı çıkmasına karşın, kamusal bir alan olacağına bir yat limanı olmasına karar verildi. Böylece, kentlinin ulaşacağı bir kamusal alan daha yitirilmiş oldu. Çünkü, 1994 Koruma Amaçlı İmar Planı’nda, bu bölge “yat limanı” olarak tariflenmişti. Yeni Ayvalık’a bakıldığında ise 150 Evler, Armutçuk Mahallesi, Cunda’nın yeni mahalleleri, Laka, Çamlık yerleşimi gibi mekanların kent planları yapılırken 400 yıllık sivil geleneksel mimari ve kent planından yararlanılmadığı görülmektedir. Bu yerleşimlerin hiçbirinde sokak ve mahalle kavramı gelişmemiştir. Standart imar yönetmeliğine göre parsel düzeninde yapılmış, kamusal alanları olmayan, 19. yüzyılda gözetilen sürdürülebilirlikle ilgili kent planı kararları gözetilmemiş ruhsuz bölgelerdir.
Mehmet Çubuk’un yazısında değindiği gibi tüm bu olumsuzlukların ardındaki iktidar gücü, kent planlarının yapımında da belirleyici olmuştur. İmar planları rantı, rant da iktidar gücünü beslemiştir. Plan sürecinde halkın demokratik katılımı yer alamamıştır. Bu noktada Christopher Alexander’ın kent planlarıyla ilgili görüşleri önem taşımaktadır:
“Kent master planlarının, toplumun gelecekteki büyümesini tanımlayan ve arazi kullanımlarını, işlevleri, yükseklikleri ve diğer nitelikleri içeren bir haritası vardır. Bu master planlar, değişik alanlarda yer alan yüzlerce bağımsız eylemi koordine etmeyi amaçlar. Aynı zamanda, yapıların farklı eylemlerinin, ilintisiz parçaların kümelendiği bir kaos yerine, zaman içinde toplumu bir bütün haline getireceğini hedefler. Bu bölümde, master planın bir bütünü değil ancak bir toplamı yaratacağını tartışacağız. Organik bir düzeni değil totaliter bir düzeni yaratabilir.”
Ayvalık örneği sürdürülürse, endüstriyel peyzaj kapsamındaki tarihi kentte, kentsel tasarımın bir bütün olarak uygulanmasında büyük yarar olacaktır. Çünkü, bu endüstriyel peyzaj, çoğunluğu kullanılmayan yapı ve sokaklardan oluşan iyi bir kentsel tasarım yapılmazsa çöküntü alanına dönüşebilecek bir bölgedir. Hamburg limanı olan HafenCity de çağdaş deniz taşımacılığına uygun olmadığından dolayı uzun bir süre kullanılamamış ve bir çöküntü alanına dönüşmüştür. Hamburg Kent Konseyi, 1997 yılında kentsel dönüşüm kararını almış, 1999 yılında ise açılan kentsel tasarım yarışmasını kazanan ASTOC, 25 yılı hedefleyen master planında şu ilkeleri ortaya koymuştur:
- HafenCity (Liman Şehir) konut işlevini barındıran, yeni iş olanakları sunan, ticaret, eğitim, kültür, eğlence ve turizm etkinlikleriyle zenginleştirilmiş bir yapıya sahip olmalıdır.
- HafenCity, kamusal alanların tasarımına özel önem göstermelidir. Özellikle kentsel karaktere sahip, kamusal toplanma ve kültürel iletişim mekanları önemlidir.
- Liman bölgesinin dönüşümünde sürdürülebilirlik ve ekolojiye, azami önem gösterilmelidir.
- Mevcut kentle HafenCity birbirleriyle bağlantılı hale getirilmelidir.
Bu master plan uygulanmış ve kentte büyük bir canlandırma getirmiştir. Ayrıca, sosyal projelere verdiği önem, kamusal yapı ve çevrelerin zenginliği, her şeyden önce de burada daha önce yaşamış olan liman işçilerinin sosyal haklarına uygun mekanlaşmalarını sağladığı için, örnek bir kentsel dönüşüm projesi olarak tanımlanabilir. Projenin, gerek imar alanı gerekse inşaat alanı büyüklüğünden dolayı Avrupa’nın en büyük kentsel dönüşüm projesi olduğu belirtilmelidir. Hamburg Limanı, 7322 hektarlık alanıyla, Hamburg’un %10’unu kaplamaktadır.
Ayvalık hariç tüm örneklerde kentsel tasarım kullanılmış ve tasarlanan mekanlar kent ile bütünleştirildiği gibi, insanın da kente katılımı özendirilmiş ve sosyalleşmenin artmasıyla canlı bir kent parçası oluşturulmuştur. Kent planı, kentsel tasarım projelerine dayanmalı; kentsel tasarım projelerine, proje öncesi ve sonrasında demokratik katılım sağlanmalıdır. Kentsel tasarım projelerinde insan ölçeğine uyulmalı, tasarımda kentsel örüntüler kullanılmalı, proje özellikle “yer” temelli olmalı; yer’in tarihi, coğrafyası ve kültürü tasarımın temeli olmalıdır. Kentsel tasarım projeleri, kentin sürdürülebilirliğine katkıda bulunmalıdır.
#Altyapı #İnşaat #YeşilDönüşüm
Kaynak: Habere Git