
Mimarlar Odasından Merkezi ve Yerel Yönetimlere Önlem Çağrısı
Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu, Marmara Depremi'nin 27. yılında yaptığı açıklamada, artan afet risklerine karşı merkezi ve yerel yönetimleri önlem almaya çağırdı. Mimarlar Odası, Marmara Depremi'nin 27. Yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yaparak yirmi yedi yıl önce büyüklüğü, neden olduğu kayıplar ve etkilediği alanın genişliğiyle ülkenin son yüzyılda yaşadığı en büyük felaketlerden olan 17 Ağustos 1999 İzmit ve 12 Kasım 1999 Düzce depremlerinin gerçekleştiğini belirtti.
Açıklamada, bu depremlerin ardından 2011 yılında Van’da, 2020 yılında Elazığ’da, Van’da ve İzmir’de, 2022 yılında Düzce’de meydana gelen depremlerin uyarmasına karşın afet risklerinin azaltılmasına yönelik yeterli çalışma yapılmadığı vurgulandı. Ülkede daha önce de felaketlere, yıkım ve kayıplara sebep olan rant odaklı planlama, kentleşme ve yapılaşma politikalarının yaşanan tüm acı ve kayıplara karşın sürdürüldüğü ifade edildi.
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş ve 20 Şubat 2023 Hatay merkezli depremlerde yaklaşık 14 milyon yurttaş etkilenmiş; 50 binin üzerinde yurttaş hayatını kaybetmiş, 100 binin üzerinde yurttaş yaralanmıştır. Mimarlar Odası, depremler nedeniyle kaybedilen yurttaşların saygıyla anıldığını, ailelere ve topluma başsağlığı dilerken topraklarının tamamı deprem riski taşıyan ülkede sık aralıklarla büyük şiddette depremler yaşanmasına karşın bilimsellikten uzak kentleşme politikaları ve imar rantına dayalı yapılaşma uygulamaları nedeniyle yurttaşların afetlere karşı güvensiz yapılı çevrelerde risk altında yaşadığını belirtti.
23 Nisan 2025 tarihinde İstanbul’da; 11 Ağustos ve 27 Ekim 2025 tarihinde Balıkesir’de meydana gelen depremler Marmara ve Ege bölgelerinde hissedilmiş; yapısal yıkımlara ve can kaybına neden olmuştur. İstanbul ve Balıkesir depremleri, Marmara Depreminin yirmi altıncı yılında aynı coğrafyada gerçekleşmesi nedeniyle Marmara bölgesini etkilemesi beklenen yeni afet risklerini hatırlatmıştır. Kentlerin Marmara Depremlerinin ardından geçen yirmi yedi yılda afetlere karşı hazırlanmadığı, tüm kentsel ve kırsal alanların imara açılarak sermaye ve yatırım araçlarına dönüştürüldüğü ifade edildi.
Bütüncül planlama anlayışının terk edildiği, sağlıklı ve güvenli yapı üretim süreçlerinin ön koşulu olan nitelikli mimarlık ve planlama hizmetlerinin önemsizleştirilerek Devletin kamu adına denetim sorumluluklarını yok sayan bir anlayışla yapı denetiminin özel sektöre devredildiği vurgulandı. Bugüne kadar pek çok yurttaşın hayatına mal olmuş ve olmaya devam eden, büyük yıkımlara ve kayıplara sebep olan rant odaklı planlama, kentleşme ve yapılaşma politikalarının terk edilmesi gerektiği belirtildi.
#İnşaat #Altyapı #KentselDönüşüm #Mimarlık
Kaynak: Habere Git