
S.A.I.T. Studio'dan Deprem Güvenliği İçin Yatay ve Dikey Mimari Tartışmalarının Ötesine Geçme Çağrısı
Emlakkulisi.Com tarafından 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan ve editörlüğünü Defne Kireçci'nin üstlendiği habere göre, deprem güvenliğinin yatay veya dikey mimari tercihlerle sınırlı olmadığı vurgulanırken, güvenli kentlerin doğru zemin seçimi, nitelikli mühendislik, sağlam yapı üretimi ve kent planlamasıyla mümkün olduğu belirtiliyor.
S.A.I.T. Studio kurucuları, deprem güvenliğinde yatay mimari ve dikey mimari tartışmasının ötesine geçilmesi gerektiğini vurguluyor. Stüdyo kurucuları Yüksek İç Mimar Sait Güray Yalçın ve Yüksek Mimar ve İnşaat Mühendisi Kemal Çetin’e göre, deprem güvenliğini yalnızca yapıların kat sayısı üzerinden tartışmak, kentleşme ve mühendisliğin asıl sorunlarını gözden kaçırmaktadır.
Sait Güray Yalçın, yatay mimarinin tek başına “güvenli yapılaşma” ile eşdeğer görülmesinin yanlış bir algı yaratabileceğini ifade ediyor. Yalçın, “Yatay mimariyi tek başına güvenli yapılaşmanın karşılığı olarak görmek doğru değil. Doğru zeminde, doğru mühendislikle tasarlanmış çok katlı bir yapı; yanlış zeminde ve hatalı planlanmış az katlı bir yapıdan çok daha güvenli olabilir. Asıl tartışmamız gereken, kaç kat yaptığımızdan önce nerede ve nasıl yapı yaptığımızdır.” şeklinde konuştu.
S.A.I.T. Studio kurucuları, kontrolsüz biçimde yayılan yatay yapılaşmanın da önemli kentsel sorunlara yol açabileceğini belirtiyor. Bu bağlamda, yatay ve dikey mimarinin birbirinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kemal Çetin, mimarlık ve mühendisliğin tasarım sürecinin en başından itibaren birlikte ilerlemesinin hayati önem taşıdığını dile getiriyor. Çetin, “Deprem güvenliği sonradan yapıya eklenebilecek bir detay değil, tasarımın çıkış noktalarından biri olmalı. Zemin verilerinden taşıyıcı sisteme, yapı geometrisinden malzeme ve uygulama kalitesine kadar tüm kararlar birbiriyle entegre biçimde alınmalıdır.” ifadelerini kullandı.
S.A.I.T. Studio'ya göre, deprem kuşağında yer alan Türkiye’de geleceğin kentlerini yalnızca yeni ve az katlı yapılar inşa ederek güvenli hale getirmek mümkün değildir. Güvenli ve yaşanabilir kentlerin temel bileşenleri arasında mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, yapıların zemin koşullarına uygun tasarlanması, doğru yoğunluk kararlarının alınması, güçlü altyapı ve nitelikli kamusal alanların oluşturulması yer almaktadır.
Sait Güray Yalçın, deprem sonrası kentleşme tartışmalarında yerleşmiş kabullerin yeniden sorgulanması gerektiğinin altını çizerek şunları kaydetti: “Deprem bize yalnızca binaları değil, kentleri nasıl kurduğumuzu da yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. ‘Yatay yapı güvenlidir, yüksek yapı risklidir’ gibi kolay genellemeler yerine; bilime, mühendisliğe ve coğrafyaya karşı saygı duymalıyız.”
#İnşaat #Altyapı #YeşilDönüşüm #YönetimStratejisi
Kaynak: Habere Git