
TÜREB Almanya'da Türkiye'nin Rüzgar Enerjisi Hedeflerini ve Sanayi Gücünü Anlattı
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), Almanya'da düzenlenen "WindEnergy Hamburg" etkinliğinde Türkiye'nin rüzgar enerjisindeki gelişimini uluslararası yatırımcılar ve sektör temsilcileriyle buluşturdu. Ankara'dan yapılan açıklamaya göre, GWEC Global Markets Theatre çatısı altında gerçekleştirilen "Market to Watch: Türkiye" başlıklı oturumda, ülkenin karasal ve deniz üstü rüzgar potansiyeli, yeni yatırımlar, şebeke altyapısı, tedarik zinciri ve finansman olanakları kapsamlı bir şekilde ele alındı.
Oturumun moderatörlüğünü TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden üstlenirken, açılış konuşmasını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya gerçekleştirdi. Panelde, Ateş Wind Power Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Güldoğan, Tersan Shipyard Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Paksu, Hitachi Energy Kıdemli Başkan Yardımcısı Alfredo Parres ve EBRD Türkiye ve Kafkasya’dan Sorumlu Enerji Bölge Başkanı David Managadze, Türkiye'nin rüzgar enerjisi alanındaki yatırım, üretim, tedarik zinciri ve finansman imkanlarını değerlendirdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya, açılış konuşmasında Türkiye'nin rüzgar enerjisinde güçlü üretim kabiliyeti ve gelişen tedarik zinciriyle küresel ölçekte önemli bir merkez olma yolunda ilerlediğini vurguladı. Özkaya, Avrupa'nın enerji dönüşümünde Türkiye'nin coğrafi konumu, güçlü sanayi altyapısı ve yetişmiş insan kaynağının önemli bir avantaj sunduğunu belirtti. Önümüzdeki dönemde rüzgar yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte türbin ve ekipman üretiminden deniz üstü rüzgar projelerine, şebeke yatırımlarından yeni finansman modellerine kadar geniş bir alanda yeni fırsatlar ortaya çıkacağını ifade eden Özkaya, "2035 hedeflerimiz doğrultusunda bu büyümeyi destekleyecek kapasite tahsisleri, öngörülebilir fiyatlandırma mekanizmaları, güçlü şebeke altyapısı ve yatırımcıların uzun vadeli karar almasını sağlayacak bir yatırım ortamı üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’nin rüzgar alanındaki mevcut sanayi birikimini daha ileri taşıyarak hem kendi enerji dönüşümümüzü hızlandırmasını hem de küresel rüzgar tedarik zincirinde daha güçlü bir konuma gelmesini hedefliyoruz. WindEnergy Hamburg gibi uluslararası platformlar da Türkiye’nin bu potansiyelini yatırımcılarla ve sektörün küresel oyuncularıyla paylaşmak açısından önemli bir fırsat sunuyor” dedi.
Oturumun moderatörü TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, rüzgar enerjisinin Türkiye'nin enerji bağımsızlığı ve sanayisinin geleceğinin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirtti. Erden, "Türkiye, 20 yılı aşan rüzgar sanayisi geçmişiyle bugün Avrupa'nın en güçlü 5 rüzgar sanayisi ülkesinden biri konumundadır" diyerek, ilk yıllarda yurt dışından temin edilen türbin, kule ve kanat gibi ekipmanların artık Türkiye'de üretilmesinin istikrarlı politikaların sanayide yarattığı kapasiteyi gösterdiğini vurguladı. Erden, yerli üretimi desteklerken sektörün rekabetçiliğini koruyan yeni destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi, tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve sanayi yatırımlarının teşvik edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye'nin önümüzdeki 10 yılda büyüyecek rüzgar pazarını yalnızca bir enerji yatırımı alanı olarak değil, aynı zamanda güçlü bir üretim, teknoloji, istihdam ve ihracat fırsatı olarak değerlendirmesi gerektiğini belirten Erden, hedeflerinin Türkiye'yi küresel rüzgar tedarik zincirinde daha güçlü ve kalıcı bir aktör haline getirmek olduğunu ifade etti.
Ateş Wind Power Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Güldoğan, Türkiye'nin Avrupa pazarlarına yakınlığı ve lojistik avantajlarının önemine dikkat çekti. Güldoğan, "Türkiye’nin Avrupa pazarlarına sunduğu kısa teslimat süreleri ve güçlü lojistik altyapısı, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde ülkemizi tedarik zincirleri açısından daha kritik bir konuma taşıyor. Son dönemde rekabet gücünü zorlayan maliyet baskılarının giderek dengelenmesiyle birlikte, Türk üreticilerin önümüzdeki dönemde daha güçlü bir rekabet ortamı yakalayacağına inanıyoruz. Bunun için üretim verimliliğini artırmaya, maliyetleri optimize etmeye ve küresel pazarlardaki konumumuzu güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.
Tersan Shipyard Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Paksu, Türkiye'nin üretim ve lojistik altyapısının özellikle deniz üstü rüzgar yatırımları açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Paksu, "Türkiye, Avrupa pazarlarına yakınlığı, güçlü üretim altyapısı ve gelişen liman ve lojistik kapasitesiyle rüzgar enerjisinde önemli bir üretim ve tedarik merkezi olma potansiyeline sahiptir. Özellikle deniz üstü rüzgarın gelişmesiyle birlikte tersaneler, limanlar ve yerli tedarikçiler için yeni fırsatlar ortaya çıkacak. Önümüzdeki dönemde bu potansiyeli değerlendirmek, hem Türkiye’deki projelerin gelişimine hem de küresel rüzgar tedarik zincirindeki konumumuzun güçlenmesine katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Hitachi Energy Kıdemli Başkan Yardımcısı Alfredo Parres, Türkiye'nin rüzgar enerjisindeki büyümesinin güçlü bir teknoloji altyapısı ve şebeke yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Türkiye’nin rüzgar enerjisinde önümüzdeki dönemde ortaya koyacağı büyüme, kapasitenin güvenli ve verimli şekilde sisteme entegre edilmesini sağlayacak teknoloji ve altyapıyla birlikte ele alınmalıdır. Artan yenilenebilir enerji kapasitesi, şebekenin daha esnek, güçlü ve dijital hale getirilmesini gerektiriyor. Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı ve gelişen yenilenebilir enerji pazarı, bu dönüşümde önemli fırsatlar sunuyor. Teknoloji, şebeke yatırımları ve doğru planlama birlikte ilerlediğinde Türkiye’nin rüzgar enerjisindeki potansiyelini daha güçlü şekilde değerlendirebileceğine inanıyoruz.”
EBRD Türkiye ve Kafkasya'dan Sorumlu Enerji Bölge Başkanı David Managadze ise Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımları açısından sunduğu potansiyele ve uluslararası finansman imkanlarının önemine dikkat çekti. Managadze, "Türkiye, rüzgar enerjisinde büyüme potansiyeli yüksek ve uluslararası yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunan bir pazardır. Bu potansiyelin hayata geçirilmesi için öngörülebilir bir yatırım ortamı, güçlü proje hazırlığı ve farklı finansman kaynaklarına erişim büyük önem taşıyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hız kazanması, Türkiye’nin enerji dönüşümünü desteklerken aynı zamanda yeni iş birlikleri ve uzun vadeli yatırım fırsatları da yaratacaktır” diye konuştu.
#Altyapı #YeşilDönüşüm #RüzgarEnerjisi #YenilenebilirEnerji #TÜREB #EnerjiYatırımları
Kaynak: Habere Git