
Mimarlıkta Mikro-Bağlamsal Paradigmalar Ve Dirençli Oluş Algoritmaları
Mimarlıkta bağlam, konvansiyonel olarak fiziksel çevre ve mekansal veriler üzerinden tanımlanmıştır. Ancak günümüzde disiplinler arası yaklaşımlar, bağlamın yalnızca fiziksel bir veri değil, aksine dinamik, sürekli dönüşen ve yaşayan bir sistem olduğunu ortaya koymaktadır. Büşra Ağaç, Dr. Gebze Teknik Üniversitesi Fitnat Cimşit Koş, Doç. Dr. Gebze Teknik Üniversitesi Dirençli Oluş: Mikro-Oluşlara Bağlı Tektonik Algoritmalar çalışmasında, bağlamın sabit bir lokasyon veya durağan bir mekansal bileşen olmanın ötesinde bedenler, ekosistemler ve maddesel akışlarla şekillenen bir süreç olduğu vurgulanmaktadır.
Çalışmada bağlamın durağan bir veri olarak görülmesi eleştirilmektedir. Oxman (2015), mimarlıkta dijital ve biyolojik süreçlerin birleşerek kendi kendini üreten ve evrimleşen mekanlar yaratabileceğini savunurken, Estevez (2009) biyodijital mimarlığın, doğal ve yapay olanın birleşimiyle bağlamın dinamik olarak yeniden üretilebileceğini belirtmektedir. Merleau Ponty (2020), duyumun nesneyi olduğu gibi algılama biçimi olmadığını, duyumsayabilmek için nesnenin kendisi olmayı bırakması gerektiğini ifade ederken, Grosz (2020) bedenin nesnelerle ilişki kurmasını mümkün kılan koşul ve bağlam olduğunu, hem içkin hem aşkın olduğunu aktarmaktadır. Lewontin'e (2021) göre organizmaların dışındaki dünyanın parçaları, organizmaların kendi yaşam faaliyetleriyle ilişkili hale gelmektedir. Jim Tarter (1966) postmodern ekoloji bağlamında kolektif öznellik anlayışı geliştirirken, Oron Catts ve Ionat Zurr (2008) doku mühendisliği ve yarı-canlı sistemler üzerine yaptıkları deneylerle mimarlık için yeni bir metafor sunmuştur.
Araştırma kapsamında canlılık kriterleri; simbiyotik ilişki, biriktirme-oyma, sarılma-tutunma, yönelim, yayılma-yoğunlaşma, esneklik-uyumlanma, hal değişimi-dönüşümü olarak belirlenmiştir. Deneyler algoritmik varyasyon, operatif diyagramlama, operatif materyalizasyon ve eko-adaptif artikülasyon olmak üzere süreç içinde dört farklı yaklaşım ile yorumlanmıştır. Deneyler için ısı, ışık, nem özellikleri ile çevresinden farklılaşan ağaç kovukları mikro-bağlam olarak ele alınmıştır. Rhino/Grasshopper parametrik tasarım ortamı kullanılarak morfoloji haritalanmış, Meshroom programı ile fotogrametri yöntemi uygulanmıştır. Vizcom ve Midjourney yapay zeka araçları operatif diyagramlama aşamasında kullanılırken, operatif materyalizasyon aşamasında Bambu Lab. A1 3D Printer teknolojisinden yararlanılmıştır. Eko-adaptif artikülasyon aşamasında ise formun dış etkenlerle etkileşimi gözlemlenmiştir. Çalışma sonucunda Embodipraxis, Autopoietecture, Resiliogenis ve EvoTectura olmak üzere çeşitli stratejiler ve paradigmalar elde edilmiştir.
#İnşaat #YeşilDönüşüm #YönetimStratejisi
Kaynak: Habere Git